Çevre gezilerine meraklı olanlar için Olympos antik kenti, sönmeyen ateşiyle mitolojik dağdaki Yanartaş (Chimera) , en yakın gezi yerleridir. Bunun yanı sıra Çıralı, Tekirova, Phaselis, Antalya kale içi, Demre (Myra), Kekova batık şehir de günübirlik gezebileceğiniz yerler arasındadır.


Olympos antik kenti


Antik Likya’nın en önemli liman kentlerinden olan Olympos, tarih boyunca mitolojiyeye konu olmuştur. Konumunun elverişliliği nedeniyle korsanların barınağı olan Olympos, bugün sahip olduğu tarihsel değerleri, 3200 m’lik muhteşem sahili, endemik bitkileri, Caretta caretta’ları Khimaira’sı, tüm sportif etkinliklere olanak veren muhteşem doğası ve pansiyon olarak kullanılan meşhur ağaç evleri ile tüm dünyaca bilinmektedir. Tamamı arkeolojik ve doğal sit alanı olarak koruma altında olan Olympos, denize açılan ve ortasından Akçay deresinin aktığı bir vadi içine kurulu. Su kanalları, surlar, lahit mezarlar gibi kente ait pek çok kalıntı görülebilir. Antik çağlarda nehir kenarlarına yapılan duvarlarla kanal haline getirilen nehirden gemiler de geçebilmekteydi. Ören yeri girişinden antik kentin kalıntıları arasında yaklaşık 1,5 km yürüyerek Olympos sahiline ulaşılır.


Çıralı


Olympos Antik Kentinin doğusunda yeralan Çıralı yerleşimine, Olympos Antik Kenti sahilinden 300 m doğuya yürünerek, ya da Antalya-Kaş karayolu üzerindeki Çıralı yol ayrımından 11 km sonra ulaşılabilir. Caretta’ların yumurta bıraktığı muhteşem kumsalı, bölgenin eşsiz sahillerinden biridir. Pek çok endemik bitkinin yaşadığı sahil kumulları ve bölge doğal sit alanıdır.


Yanartaş (Chimera)


Çıralı girişindeki köprüden sonra portakal bahçeleri arasından geçen yoldan yaklaşık 3,5 km sonra bölge halkı tarafından “Yanartaş” olarak adlandırılan Chimera ören yerine ulaşılır. Bir Lykya kenti olan Chimera’da, antikçağlardan bu yana hiç sönmeden yanan ateş, bir doğal gaz kaynağının çatlaklardan yeryüzüne çıkmasıyla oluşuyor. Eskiden daha güçlü olan ateş, zamanla küçük ama çok sayıda aleve dönüşmüş. Gündüz saatlerinde belli belirsiz olan alevleri akşam saatlerinde izlemek daha etkileyici olmaktadır. Ören yeri girişinden yaklaşık 20 dakikalık yürüyüşten sonra bu yanar taşların olduğu tepeye ulaşılmaktadır.


Tekirova


Tekirova’da bulunan Eko Park (www.ekopark.com.tr) zengin bitki ve hayvan dokusu çeşitliliği ile görülmeye değerdir. Eko Park bitki ve havyan dokusunu yan yana barındıran dünyanın ilk ve tek ekolojik parkıdır. Tekirova, uzun yıllar süren çalışmaların sonucunda, 36’ıncı parelelin doğusunda bulunan ve dünyadaki bütün sürüngenleri barındıran, zengin bitki ve hayvan dokusuna sahip dünya çapında bir Eko Park’a sahip olmuştur. 


Phaselis


Tekirova sınırları içerisinde olan ve Tekirova merkeze 2 km dir. Antik Lidya Pampfilya sınırı üzerindeki üç limanlı kent, efsaneye göre M.Ö 690 yılında Argos`lu kolonistler tarafından kurulmuştur. İki yüz yıl kadar Pers yönetiminde kalan Phaselis,M.Ö 334`te tüm Likya ile birlikte Büyük İskender`in eline geçmiştir. Büyük İskender`in hayran kaldığı Phaselis`te bir kış mevsimini geçirdiği bilinir. Suriye ve Yunanistan deniz ticareti yolu üzerindeki hakim konumu nedeni ile özellikle Roma İmparatorluğu zamanında parlak günler yaşayan kent, M.S 29`da İmparator Hadrian tarafından ziyaret edilmiştir. şu andaki kalıntıların çoğu Roma ve Bizans dönemine aittir.


Antalya kale içi


Deniz ve kara surları tarafından kuşatılan kent merkezine bugün “Kale İçi” denmektedir. Kale İçi’nin sokakları ve yapıları Antalya tarihinin izlerini günümüze kadar getirmektedir. Eski evlerin önemi sadece mimari açıdan değil, aynı zamanda insanların yaşam şekli, davranışları, gelenekleri ve sosyal yönleri konusunda da çok yararlı bilgiler aktarmaktadır.


Demre (Myra)


Demre`ye birkaç kilometre uzaklıkta olan Myra, denize bakan kayalar içine oturtulmuş bir kent, belki de türünün Anadolu`daki en güzel örneklerinden. Geniş bir alana yayılmış kalıntılar, mezarlar ve Likce yazıtlardan M.Ö. 5. yüzyıla kadar uzanan eski bir kent olduğu anlaşılıyor. Myra`da yer alan Yunan-Roma tiyatrosunda 35 oturma sırası mevcut. Sahne binası ikinci kata kadar kısmen ayakta kalmış. Halen orkestranın içinde bulunan mermer blok binanın gösterişli cephe mimarisine ait. Myra Nekropolü, mezar yapılarının çeşitliliği bakımından mimarlık tarihi içinde önemli bir yer tutuyor. Tiyatrodaki Deniz Nekropolü ve tepenin doğusundaki Nehir Nekropolünde bulunan ev, tapınak ve lahit şeklindeki mezarlarda Likya`nın geleneksel ahşap mimarisinin uyarlanmış biçimleri görülüyor. Hadrian tarafından yaptırılan, içinde tahıl ambarı da bulunan Andriake limanının Myra ile bağlantısı bulunuyor.


Kekova batık şehir


Kekova; Üçağız (Teimiusa) ve Kale (Simena) köylerinin karşısında uzanan 7.4 km. uzunluk ve yaklaşık 500 m. genişliğinde ince uzun bir adadır.


Ada, hiçbir zaman karşısındaki iki küçük liman gibi kent özellikleri taşımamış, daha çok iki kenti perde gibi Akdeniz`e karşı koruyup denizcilerin sığınak, gemi inşaa ve onarım üssü olarak kullanılmıştır. Bu çevrede bugün “Batık Kent” olarak adlandırılan adanın kuzeybatı kıyılarındaki kalıntılar en az İ.Ö. 5. yy.`dan beri ticari ve askeri üs olarak kullanılmış olan Kekova`nın en renkli köşesidir. Tersane koyu ise hem yüzülebilecek tek yer hem de Bizans dönemine ait bazilika apsisi ile arkeolojik kalıntıların en yoğun olduğu alandır.


Yakınındaki batık kent olarak anılan köşede genellikle ana karaya oyulmuş yerleşim kalıntıları ve su içindeki temeller yer alırlar ki orijinal durumlarını canlandırmak için taşın yanında ahşap mimarinin de yoğun olarak kullanıldığını unutmamak gerekir.

.